Sembol Nedir ?
Sembolün Türkçe karşılığı simgedir.
Sembol sözcüğünün kökeni,
eski Mısır dilindeki “symbolon” sözcüğünün Grekçe’ye geçmiş hali olan symballein fiilidir;
“birlikte tartışmak, birlikte birleştirmek, bir arada toparlayıp bağlamak” anlamlarına gelir.
Latince’ de symbolum biçimine dönüşmüştür.
Sembol, kimi sözlüklerde
“daha soyut bir şeyi anlatmaya yarayan daha somut şey”
ya da “evrensel yasa, ilke ve prensipleri açıklayan işaretler” olarak tanımlanır.
Sembolizm kısaca,
evrensel ilke ve prensiplerin sade ve insani öğelere indirgenerek ifade edilmesi olarak da tanımlanabilir.
Bir sembol, anlatmak istediği şeyi en kesin, en belirli, en sade, en doğal şekilde ifade eden işarettir.
Sembolizm evrensel ve insanlar için birlikte kullanılan
bir tür ortak alan bilgisidir ve semboller farklı dil-yazı sistemlerine
sahip tüm insanlara aynı dilden hitap etmenin orta yolunu mutlaka bulurlar.
Bir sembolün evrensel olması demek, içinde evrensel bir ilkeyi,
yasayı ya da prensibi barındırması demektir.
Bir şeklin göründüğünden farklı anlam taşıması, ezoterik bakımdan,
bir sembol olarak nitelendirilmesi için yeterli değildir.
Herhangi bir şeyi ifade etmek üzere kullanılan
her simgeye,
her temsile,
her işarete,
her tasvire sembol demek doğru değildir.
Örneğin Ezoterik sembolizm evrensel sembollerin derin anlamlarıyla ilgilenir.
Rüyal sembolizmi rüya yorum alanını ilgilendirir.
Sayı sembolizmi sayı dilinin gizemini anlatır.
Renk,
biçim,
canlı ve cansız nesne
sembolizmi olduğu gibi olaylara da sembolik açıdan bakmak mümkündür.
Olayların sembolik dilini çözmeye çalışmak
tamamen inisiyatik bir çalışmadır ve kişinin evrensel enerjilerle, kaynakla bağlantısını güçlendirir.
Sözcükler
sembolleri
açıklamaya yeterli midir?
Sözcükler bir sembolün anlamını ya da
anlamlarını ifade etmek için gerekli olmakla birlikte, sembolün anlamını
gerçek değeriyle ifade edemezler ve yapılan sözlü açıklamalar, yorumlar
sembolün tümüyle çözüldüğü anlamına gelmez. Ezoterik ya da evrensel
diyebileceğimiz gerçek semboller genellikle tek anlam içermezler.
Evrensel sembollerin çok anlamlılığı bir sözcüğün birçok anlama gelmesi
gibi değildir; bunu birbirine eş düzeydeki farklı farklı anlamlar
tarzında düşünmemek gerekir.
Sembol bir defada asla açıklanamaz, daima
yeni çözümler getirir. Daima kendini yeniler, her zaman yeni şekillerde
ifade edilebilir. Her yorumun her açılımın o zaman-mekanla ve
kullanılan enerjilerle bir bağlantısı vardır. Bu zaman-mekan
kesişmesinde ortaya çıkan sembol açılımı farklıdır, beş yıl öncesi, bin
yıl hatta beş bin yıl öncesi daha farklıdır.
1) Ay ve yıldız, bir çok insan için İslam’ın sembolü olarak görülür. Aslında kökeni kadim ay kültlerine dayanır, daha sonra Bizanslılar tarafından kullanıldı ve son olarak Türkler tarafından Müslüman ülkelere yayıldı. Resimde görülen sekiz köşeli yıldız da bu kaynaklardandır. Onun yerinde güneş veya dolunay olabilir. Türk bayrağındaki beş köşeli yıldız Mars çağrışımı yapıyor. Yukarı bakan hilal boynuzlar olarak da telakki ediliyor. Güneşe yakınlığından dolayi Venüs de hilal şeklini alır, ancak bazı sembollerde yıldız Venüs’tür. Genel olarak bu sembolü ateş ye su birleşkeni olarak görebiliriz. Ay suyun simgesidir.
2) Heksagram, Musevilerin sembolü olarak bilinir ve Davut yıldızı olarak anılır. Ancak, bu sembolü pek çok başka din ve kültürlerde de görmek mümkündür, özellikle Hindularda. Resimde görülen ve bir üçgeni siyah ve diğer üçgeni beyaz iç içe heksagram ateş ve suyun birleşimini simgeleyen okült bir semboldür. Ancak genelde kırmızı ve mavi renkleri kullanılır.
3) Haç sembolü Hıristiyanlıktan daha eskidir ve Mısırlılarda Ankh haçı olarak görülmektedir. Bu sembol dişi ve erkek organlar olarak da yorumlanır. Resimde görülen eşit kolu haç okült bir semboldür ve dört elementi veya dört istikameti ve rüzgarı simgeler. Bunun ayrıca ortası gülü olan gülü haç vardır. Haç iki tarafa kollarını açmış bir insan şekli olarak tasavvur etsek gül kalbe rastlar. Bu sembol dört elementin insanda dengelenip kalp merkezinin açılmasını ifade eder.
4) Zerdüst dininin amblemi olarak gözüken ve içinde ateşin yandığı kadeh de, hem ateş, hem de su sembolleri malumdur. Mecusilerin direkt olarak ateşe taptıkları doğru değildir. Ateş onlarda ilahi ışığın bir sembolüdür. Onlar ayrıca diğer elementlere de saygı gösterirler.
5) Taoizmin klasik sembolü Yin ve Yang bulunduğu Ta Ki’dir. Dişi (yın) ve Erkek ( yang ) güçlerini simgeler. Doğada da bütün tezatlı güçleri ve onların ahenkli birleşimi simgeler. Bu tabi özellikle ateş ve su, toprak ve hava için geçerlidir.
6) Budizmin sembolü Dharma tekerleği. Budha hava elementin hakim olduğu orta yolunun takip edilmesini önermiştir.
7) En alta Hinduizmin sembolü ve AUM mantranın karşılığı. Hindulardaki element bilimi (Tatva yoga ) Doğu Ezoterizmi: Çakra ve Kundalini sayfamızda bulabilirsiniz. Bu sembolün her bölümü beş elementten birine tekabül eder.
Görüyoruz ki din amblemleri arasında Batı dinlerinde elementlere dönük sembolizm daha yaygın ve doğu dinlerde daha kozmik ve ruhsal prensipler simgelemekte. Taoculukta Yin ve Yang, Hindularda puruşa ve prakiti ikilisine benzetebiliriz. Budizm’de ve Hinduizmde kullanılan semboller genelde kozmik siklüsleri göstermektedir (bakınız Kozmik ve Beşeri Devinimler). Dharma tekerleği veya doğa kanunların ve maddenin çarkı büyük zaman siklüslerde dönmekte ve reenkarne olan ruhların aydınlanıncaya dek sürmektedir. Ruhlar hayat çarkın içinde sürekli doğup ölmekte ve yeniden doğmakta. Hindu amblemde OM veya AUM mantrasında her harfı kozmik bütünün başka bir safhasını ele almakta. Manvantara. olarak adlandırılan Kozmosun doğuşu, var olma süresi ve yok oluşu üçlüsünün siklüsüdür. Brahma yaratıcı (A harfı), Vishnu koruyucu (U harfı ) ve Şiva yok edicidir (M harfı).
*******
Lakşmi Yıldızı, bir kompleks {8/2} yıldız figürüdür. Hinduizm'deki sembollerden olan bu yıldız sembolü, tanrıça Lakşmi'nin Aşthalakşmi, sekiz formu veya "servet çeşitleri"ni temsil etmektedir.
Hristiyan Dini Sembolleri
Kelt haçı, Hristiyan haçı'nın kesişim yerine bir halka eklenmesi ile oluşur. Keltik Hristiyanlık'ın karakteristik sembolüdür, ancak kökeni Hristiyanlık öncesine dayanır.
Halka ile birleştirilmiş haçların Hristiyanlık öncesinden gelen birçok türü bulunur. Sıklıkla Güneş haçı olarak adlandırılan bu tür haçlara pagan Kuzeybatı Avrupa'da (İskandinav mitolojisi'nde tanrı Odin'in sembolüdür.) veya Pireneler ve İber Yarımadası'nda rastlanabilir. Ancak Hristiyan haçı ile ortak bir köken ya da bağlantıya dair bir kanıt yoktur.
Petrus Haçı veya Aziz Petrus Haçı ters çevrilmiş bir Latin haçıdır. Bu sembolün kökeni Petrus'un ters biçimde çarmıha gerilmesidir; İsa ile aynı şekilde çarmıha gerilmek için fazla değersiz olduğunu düşünmüştü ve bu nedenle ters biçimde çarmıha gerilmişti.
Petrus'un isteği üzerine baş aşağı çarmıha gerildiğini ilk bildiren kişi İskenderiyeli bilgin Origen'dir. Bazı katolikler bu tür haçı, İsa ile karşılaştırıldığında değersizliğin bir sembolü olarak kullanmaktadırlar.
Sıklıkla satanizm ile ilişkilendirilmiştir. Alistair Crowley sembolün lütufun tersi veya İsa'nın lütfundan uzaklaşmak anl***** sahip olduğunu ileri sürmüştür.
İchtys (Yunanca: ἰχθύς, transliterasyonları: ichtys, icthys veya ikhthus) Yunanca "balık" anl***** gelen kelimedir. Kesişen iki yay parçası içeren bir sembolü tanımlamakta kullanılır, bu sembolün ismidir. Bir balığı andıran sembol, ilk Hıristiyanlar tarafından kullanılan gizli bir semboldü.
Svastika veya Gamalı haç, tarih öncesi dönemlerden kalma sembol.
Gamalı haç ismi Yunanca gama (Γ) harfine ve haç şekline (+) atfen verilmiştir. Svastika kelimesi Sanskritçe'deki su (iyi) ve asti (olmak) kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. "İyi olmak, mutlu ve sağlıklı olmak" anlamlarına gelir.
Svastika Hinduizm, Budizm ve Jainizm'e göre kutsaldır. Kökeni pek çok antik uygarlığa, örneğin Mayalar, Navarrolar ve Sümerler'e, M.Ö. 4000'li yıllara dayanır.
Vişnu'nun 108 sembolünden biridir ve kolları saat yönünde dönük olan şekliyle, başarı ve uğurun yanısıra hayatın kaynağı olan güneş ışığını simgeler. Kolları ters yöne dönük şekli ise geceyi ve uğursuzluğu ifade eder.
Svastika'nın dört kolu, dört kozmik gücü (ateş,su,hava,toprak) simgelemektedir. Ayrıca bazı kaynaklarda, eski dönemlerde bu sembol sayesinde dört kozmik gücün etki altına alınıp büyü yapıldığı belirtilir.
Bazı kaynaklarda da Svastika'nın dört adet L harfinden oluştuğu ve bunların Light-Life-Love-Luck yani Işık-Yaşam-Sevgi-Şans anl***** geldiği belirtilir.
Nazi Partisi'nde kullanımı
Nazi svastikası
Gamalı haç, I. Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan Alman Nazi partisi ve hükümeti tarafından amblem olarak kullanılmaya başlanmıştır.Daha sonra Nazi Almanyası'nında bayrağı olmuştur.
Çevremizde rastlayabileceğimiz dini semboller
İnanan bir varlık olan insanın yaşamında, dinin önemli bir yeri vardır. Bu nedenle evimizde ve yaşadığımız çevrede dinî birer sembol olan resim, yazı ve yapıtlara rastlarız. Bunlar, dinin kültüre olan etkisinin sonucu ortaya çıkmıştır ve dinî bir inancı ya da bir olayı hatırlatır. Cami, mescit, minare, kilise, havra, Kabe, seccade, tesbih, Kur'anıkerim veya Allah, Muhammed, Besmele, Kelimeitevhit, Kelimeişahadete işaret eden güzel sözler, bunların yazılı olduğu levhalar çevremizde bulanan dini sembollerden bazılarıdır.
Cami: Müslümanların hep birlikte ibadet etmek için toplandıkları yerdir.
Mescit: Küçük camiye denir.
Minare: Namaz vakitlerinin geldiğini bildirmek için müezzinin çıkıp ezan okuduğu çoğunlukla taştan, yüksek ince yapıya denir.
Kilise: Hristiyanların ibadet yerlerine denir.
Havra: Yahudilerin ibadet yerlerine denir.
Seccade: Bir kişinin üzerinde namaz kılabileceği büyüklükte, halı veya kumaştan yaygıdır.
Tesbih: Allah'ın ismini anarken sayıyı şaşırmamak için ipe dizilmiş birtakım boncuk veya değerli taşlardan oluşan halka. Tespihler genellikle 33 veya 99 taneli olur.
Dini semboller, dinin insanın yaşamında önemli bir yeri olduğunu gösterir. Dinî bir inancı ya da bir olayı hatırlatarak, onun insan zihnine yerleşmesine, dini duyguların canlı tutulmasına yardımcı olur. Örneğin "Allah" yazılı bir levhayı gördüğümüzde; bizleri yaratan, yaşatan Yüce Rabbimiz aklımıza gelir. Böylelikle onu unutmamış olur, ona karşı yapmamız gerekenleri bir kez daha hatırlamış oluruz.
Hem dinimizle ilgili, hem de diğer dinlerle ilgili sembollere saygılı olmalıyız. Aynı zamanda bu sembolleri korumaya özen göstermeliyiz. Çünkü bunlar birer tarihi mirastır ve bizi geçmişimizle bağlarımızın sürmeni sağlayan değerlerdir.
Ramazan pidesi gördüğümüzde, bu bize neyi çağrıştırıyor? Seccade gördüğümüzde aklımıza ilk ne gelir? Minarelerin ucundaki hilalin anlamı nedir?
Din ile yakından ilgili olan simgelere dini semboller denir.
Çevremizde dinimize ait pek çok resim, güzel yazı ve yapı gibi semboller bulunmaktadır. Bu semboller, bizim en önemli değerlerimizdendir. Evimizde bulunan Kuran-ı kerim, namaz kılmak için serdiğimiz seccade, Allah'ın adını anarken çektiğimiz tespih, duvarlarımızı süsleyen besmeleler, ayet ve hadisler birer dini sembollerdir. Aynı şekilde camiler, şadırvanlar, minareler de birer dini semboldür.
Dişi ve Erkek Sembolleri
Kategori Kültür
Biz
onları çeşitli yerlerden tanımış olabiliriz. Kadın özgürlüğünden,
sağlık konularından ya da cinsel konulardan… Bu semboller pek çok alanda
karşımıza çıkabilirler ancak ana çıkış yerleri Ortaçağ, Roma
mitolojisidir.
Ortaçağ’da
yaşamlarını sürdürmüş olan astrologlar yaptıkları araştırmalarla ilgili
notlar tutarken, gezegenleri bazı sembollerle kaydediyorlardı. Mesela
Mars’ı günümüzün erkek sembolü, Venüs’ü de günümüzün dişi sembolü ile
belirtiyorlardı. Aynı zamanda Romalıların savaş tanrısı Mars ve aşk
tanrıçası da Venüs’tü. Bu sebeple zaman içinde erkek ve dişi sembolleri
ile bir çağrışım ve ilişkilendirme söz konusu oldu.
Her
ne kadar bu sembollerin kesin çıkış noktaları belli olmasa da,
bazılarına göre dişi ve erkek cinsel organlarının birer taklididir. Bu
noktada erkek sembolü bir adım öne çıkar ve dişi sembolüne göre daha çok
benzerlik taşır. Dişi sembolü, saplı aynaya benzediği için bazen
“Venüs’ün aynası” diye de anılır. Zira kadının aynada kendine uzun süre
bakması ve aynayı çok kullanmasının bu duruma etkisi göz ardı edilemez.
Kimi
araştırmacılara göre ise durum biraz daha farklıdır. Latince kökenli
bir kelime olan “phosphoros”un anlamı “ışığı getiren” ya da
“sabahyıldızı” demektir ve Bu kelime Venüs’ün de diğer adıdır. Bu
araştırmacılar sembolün, kelimenin Yunanca’daki karşılığını belirten
“fi” harfinin ilkel bir versiyonu olduğuna inanırlar. Bu sembol zamanla
değişmiş ve astrologların da kullanımların yer verdikleri sembollerden
biri olarak günümüze kadar gelmiştir.
Günümüzde,
modern astronomide hala aynı işaretler aynı gezegenleri tanımlamak için
kullanılır. Metalurji biliminde de demir erkek sembolü, bakır da dişi
sembolü ile belirtilir.
Cinsiyeti
belirten semboller, çeşitli kültürlerde farklı şekiller yer alır.
Örneğin, Çinlilerin “yin-yang”ı erkek ve dişi enerjisi; Hintlilerin
“mithuna”sı birbiriyle çevrilmiş çiftin içindeki ikililiği temsil
etmektedir.
Evrensel semboller,
enerjilerin akışını sağlayan anahtarlardır.
Eğer doğru şekilde kullanılırsa her sembol,
bir enerji akımının kapısını açar.
Hepimiz bir şekilde sembollere
aşinayızdır. Bilhassa ruhsal konularla ilgileniyorsak muhakkak gizli
sembollerin sırlarını veya elle ya da zihnen çizilerek enerji akışı
sağladığı söylenen sembolleri duymuşuzdur. Şu anda uyumlama yapılan
birçok enerjide semboller mevcuttur. Mesela Reiki’de dört adet kutsal
sembolden bahsederiz. Bunlar evrensel enerjiyi yönlendirmeye yarayan
kutsal işaretlerdir. Haliyle bu sembollere büyük saygı duyulur ve durduk
yere kâğıda ya da görünür bir yere çizilmez. Hatta eskiden öğretimi
sadece sözlü gelenekle yapılır, sembolün bilgisi kesinlikle yazıya
geçirilmezdi. Sadece Reiki’de değil, diğer evrensel enerjilerde de
semboller görüyoruz. Aynı zamanda eski yolların bilgeliklerinde
öğretilen kutsal-evrensel semboller mevcuttur.
Peki, bu evrensel boyutta enerji akışı
sağlayan sembollerin sırrı ne? Bunların kaynağı neresi? Bu basit
şekiller nasıl işliyor? Neden bazı semboller bir dilin alfabesine göre
yapılmış? İşte bu soru işaretleri birçoğumuzun kafasında oluşmuştur.
Özellikle derin Spiritüel çalışmalar yapanlar evrensel sembollerin
işleyişiyle yakından ilgilenmektedirler.
Kısaca tanımlamak gerekirse, evrensel
semboller, enerjilerin akışını sağlayan anahtarlardır. Eğer doğru
şekilde kullanılırsa her sembol, bir enerji akımının kapısını açar. Bu
kapıyı açma işlemi esasında “evrensel ortak enerjiyi”
yönlendirerek ve değiştirerek yapmaktadır. Yani evrensel enerjiyi
kullanmanın en pratik yoludur. Reiki’nin ikinci sembolü mental-duygusal
sembol olarak anılır. Reiki, evrensel hayırda işleyen Yaratıcı’dan
kaynaklanan sonsuz bir enerjidir. İkinci sembolü çizdiğinizde,
niyetinize ve kullanım şeklinize göre, bu evrensel enerji değişir
dönüşür ve spesifik bir enerji akışı haline gelir. Reiki’yi kuvars
olarak alırsak, ikinci duygusal sembol Reiki’yi pembe kuvarsa
dönüştürür. Ya da yine kullanımın değişimine göre ametiste… En
nihayetinde hepsi kuvars kökenlidir. Sembol sadece enerjinin işlevini
genelden daha spesifik bir hale dönüştürmüştür.
İşte buradan yola çıkarak basit bir
tabirle evrenin, bilgisayar kodları sembollerdir. Bu gizli-sırlı
semboller evrenin yaratılışının sırrının temelini taşır. Aynı
bilgisayardaki yazılım kodları gibi, sembollerde evrenin temelini ve
boyutsal sisteminin yazılımıdır. Haliyle evrensel semboller direk
enerjisel değişimler yaratacak kadar güçlüdür. Nasıl bilgisayarda bir
tuşa bastığımızda, istediğimiz eylem gerçekleşiyorsa, evrensel
sembollere de güçlü bir zihinsel konsantrasyonla odaklanmak (üzerine
meditasyon yapmak, düzenli olarak kullanmak, ya da bir yere çizip
üzerine enerji yükleyerek) o sembolün evrendeki yerine göre (kodlamasına
göre) enerji akışını sağlar.
Sembollerin fonetik (ses enerjisi)
karşılıkları olduğundan da bahsedebiliriz. Bu sesle ilişik olan enerji
formu, sesin enerjisiyle bütünleşerek daha güçlü bir tesir yapmaktadır.
Buna sembollerin bedenleri denmektedir.
Evrenin Temeli
Evrenin temeli basit sembollerden
oluşmuştur. Basit sembolleri anlarsak evrenin işleyişini ve dinamiğini
çözebiliriz. Bu basit semboller, temel geometrik şekiller şeklindedir.
Literatürde bu geometrik şekiller “kutsal geometri” olarak geçer.
Bunların sırlarına erip, onlara anlam yüklersek, evrenin işleyişindeki
sembol bilimini de çözebiliriz. Mesela temel sembollerden bazıları şu
şekildedir:
Bunlara bir diğer örnek olarak yıldız
poligonları (anagramlar) verebiliriz. Her bir poligomun evrensel düzende
bir işleyişi vardır, bu işleyişten faydalanabilmek için doğru şekilde
kullanmak önemlidir. Beş köşeli yıldız olan pentagram, evrenin dört
temel enerjisini bütünleştirir ve ruhun bütünlüğünü tamamlamada yardımcı
olur. Önemli bir nokta; pentagram dediğimiz sembolde sivri ucu yukarı
bakmaktadır. Sivri uç ruhu temsil eder, dolayısıyla ikilikten birliğe
gidişi (enerjinin toparlanışını) sağlar. Aynı zamanda düz pentagram
insanın bütünlüğünü sembolize eder. (Baş, iki el ve iki ayak) Ama ters
pentagram birlikten ikiliğe dağılışını ve maddi arzularla, nefsi isteğin
enerjisini anlatır. Çünkü burada ruh, yani tüm enerjileri toparlayan
temel unsur, aşağı noktaya bakmaktadır. Toprak ve ateş yani dünyevi
enerjiler yukarıyı işaret eder. İlki bütünün hayrına işleyen kutsal bir
sembolken, ters çevrilmiş hali birliği bozan ve nefsanî enerjileri
temsil eden bir hale bürünür. İşte bu yüzden sembolün doğru çizimi ve
doğru şekli çok önemlidir.
Bunun yanı sıra heksagram; alt ve üst
âlemleri birleştiren bir kapı konumunda, septagram; yaratım enerjisinin
yönlendirilmesinde ve zihinsel gezilerde, octagram; tamamlama ve
oluşturmada, nanogram; yükseliş ve bütünleşme çalışmalarında
kullanılabilmektedir. Bu yıldız poligonlar çok çeşitli şekillerde ve
farklı evrensel enerjileri tetiklemede geçmişten günümüze
kullanılmıştır. Bunlardaki renk kullanımları bile sembolün tetikleyeceği
enerji silsilesine katkı sağlamaktadır.
Evrendeki Boyut Sembolleri
ve
Spiral Bilgisi
Evrenin temelini oluşturan sembollerin
kullanımı yanı sıra bir de evrendeki boyut sisteminden bahsedebiliriz.
Boyut dediğimiz kavram evrenin süptil aşamalarını kapsayan yedili bir
enerji sistemidir. En üst boyut saf enerjinin ve mutlak bilincin olduğu
katmandır. Sıfırıncı boyut ise bizim evrenimizin bulunduğu fiziksel
düzeydir. Bu temel semboller boyutlarda farklı kombinasyonlar ve çok
çeşitli şekillerle karşımıza çıkabilmektedir. Haliyle üst boyutta olan
sembollerin etkisi çok daha doğrudan ve güçlü olmaktır. Mesela en üst
boyutu oluşturan sembol kodları kullanılabilmesi durumunda, manevi
enerjinin maddi bir nesneye dönüşebileceği iddia edilmektedir. Ama bu
üst boyuttaki sembollerin kullanımlarına izin verilmediği
söylenilmektedir. Her boyutun sembolizm sistemi farklıdır.
Bizim fiziksel dünyamıza en yakın olan
birinci boyutta spiral semboller vardır. Haliyle bütün spiral
sembollerin enerjilerinin odaklama görevi olduğunu söyleyebiliriz. Hatta
bu ruhsal-evrensel enerjiyi odaklama bazen o denli yoğun olmaktadır ki,
enerji dönüşümü fiziksel etkiler göstermektedir. Spiraller, hemen hemen
her kültürde yer almışlardır. Antik mısır, yunan, kelt, Arap, Türk,
Sümer… Hangi kültüre bakarsak bakalım muhakkak spirallerden oluşmuş
evrensel sembollerle haşır neşir olduklarını görürüz. Bunların
bahsettiğimiz ezoterik sembolizm dışında, ruhsal olarak o dönemin
rahipleri ve magusları (bilge büyücüleri) tarafından kullanıldığı
bilinmektedir.
Spiral sembollerin farklı işleyişlerine
örnek olarak çiftli spiral sembolü verebiliriz. Bundan yıllar önce,
derin meditatif bir konumda ikili spiralin kullanımıyla ilgili bir bilgi
edindim. Çiftli spiral, enerjileri birbirlerine bağlamada ve enerji
akışı sağlamada yardımcı olmaktaydı. Üzerine meditasyonlar yaparak
sembolle uyumlu olmaya özen gösterdim. Bundan sonra temkinli ve dengeli
bir şekilde üzerine çalışma yaptım. Özellikle çakra dengeleme sırasında
Reiki ile uyumlu kullanıldığında güçlü bir enerji akışı ve dengelenme
süreci sağladığını gözlemledim. Reiki’de uyguladığımız klasik çakra
dengelemeye ek olarak bu sembolü çiziyor ve çakralar arasındaki enerji
akışını hızlandırabiliyordum. Yani sembol çakralar ve bedensel enerjiler
arasında bağlantıyı sağlıyor ve bağlı enerji alanları arasında çift
yönlü güçlü bir enerji akışı sağlıyordu. Aynı akan bir nehir gibi duru
bir akışa olanak veriyordu.
O zamana kadar bu çift spiralli sembolün
kullanımına denk gelmemiştim. Sonra bir araştırma sırasında, sembolün
kelt geleneğinde kullanıldığına dair bir bilgiye rastladım. Kelt
bilgeliklerinde çift spiral, bedensel enerjileri, hatta gerekli
olduğunda maddi dünya ile manevi dünya arasındaki enerjileri birbirine
bağlamada kullanıldığı bilgisine ulaştım. Bu sayede rahipler, iki
dünyayı birbirine bağlıyor ve manevi taraftan enerjiyi fiziksel dünyaya
çekebiliyorlardı. Bazen de bu sembol, öte tarafa ulaşmada
kullanılıyordu. Aynı zamanda bu dengenin ve dengelenmenin de sembolü
olarak kabul ediliyordu. İşte yine burada da sembolün çeşitli
kullanımlarını görmemiz mümkün. Sembol, iki ilişik enerji kanalındaki
akışı sağladığı gibi, iki farklı enerji kanalı arasında bir kapı açmada
da kullanılabilmektedir.
Bir diğer örnek olarak Reiki’de ki güç
sembolünü verebiliriz. Güç sembolü Reiki enerjisinin o anlık alınımını
arttırır ve hızla belli bir noktaya odaklar. Odaklama, ya mühür gibi
kapatarak ya da hızlı bir aktarım ile enerjiyi açarak gerçekleşir. En
nihayetinde de, enerjiyi yoğunlaştırır ve kullanımına göre etkisi
değişir.
Her
Sembol
Kullanılabilir Mi?
Burada temel bir uyarı yapmakta yarar
var. Eğer bir evrensel sembolün, (Herhangi bir kaynakta ya da enerji
kullanımıyla ilgili bir workshopta görmüş veya derin meditatif konumda
vakıf olmuş olabilirsiniz.) ne anlama geldiğini bilmiyorsanız,
kullanmamaya özen gösterin. Çünkü bazılarının yıkıcı tesirleri veya
yanlış kullanımına bağlı olarak zararları söz konusu olabilir.
Semboller, bilinmez bir dünyanın kapılarıdır ve bilmediğiniz kapılardan
geçmemenizi öneririm. Özellikle Reiki’de öğretilen kutsal semboller
dışında tam olarak kaynağı bilinmeyen sembollerle çalışılması kesinlikle
önerilmez. Bahsettiğimiz gibi her sembol illa hayra çalışacak diye bir
kaide yoktur. Kimi evrensel sembol karanlık yanın enerjisini taşır. Bu
da yıkım, gazap veya tehlikeli enerjilerle bağlantılı olabilir.
Sembol iyi dahi olsa, yanlış kullanımı da
sorunlara yol açabilir. Haliyle bir sembolü kullanmadan önce o sembolle
ilgili net bir bilgiye ve kullanım şekline ulaşmamız lazımdır.
Deneme-yanılma yöntemi bu konuda sakıncalı olabilmektedir. Mesela koruma
amaçlı bir sembolü evinizin her yanına çizdiniz. Bazı semboller sadece
negatif tesirleri değil, “ki” enerjisinin de içeriye alınmasını
engeller, bu haliyle sembol, tam bir bariyer gibi davranır. Bu süreçte
her yere çizdiğiniz sembol, evinize giren “ki” enerjisinin akışını
engelleyecek bu da ev içinde sorunlara yol açabilecektir. Yani sembolün
tam manasını ve kullanımını bilmiyorsanız, sembolün tesiri amacından
sapabilir. Haliyle çok temkinli kullanılması gerekmektedir.
Bunların yanı sıra herkes her sembolü
kullanma konusunda izinli değildir. Bu açıdan sembollerin kullanımını
iki sınıfa ayırabiliriz:
1- İzin gerektirmeyen;
Bunlar herkesin kullanımına izin verilen sembollerdir. Ayrıca kişinin
kendi kendini uyumlayabildiği (yani sembolün enerjisiyle kendi
enerjisini, aynı frekansa getirebildiği) sembollerdir. (poligromlar,
temel semboller vs..)
2- İzin gerektiren;
Bu semboller ise herkesin kolayca kullanamayacağı ve enerji
sistemlerine bağlı bulunan sadece izin verilerek kullanılabilecek
sembollerdir. Mesela Reiki sembollerini bir Reiki öğretmeni tarafından
izin verilip, uyumlanmadan kullanamazsınız. Ancak evrenin, öğretmen
vasıtasıyla size izin vermesi gerekir.
Alfabeler
ve
Evrensel Sistem
Bazen alfabe olarak kullanılan bazı
sembollerin de, evrensel semboller arasında yer aldığını görürüz.
Japonca, Sanskritçe, runeler, eski Türk alfabesi, aramice, hiyeroglifler
vb… gibi alfabelerin, evrensel enerjileri tetiklemede kullanılmaları
bir soru işareti oluşturabilir. Aslında bunda garipsenecek bir durum
yoktur. Daha önce ezoterik sembollerin alfabelerde de var olduğunu
anlatmıştık. Aslında bu sembolizmler aynı zamanda evrensel sistemle
uyumludurlar. Antik alfabeler, vakti zamanında, dönemin bilge insanları
tarafından evrensel bilinçten alınan enerjisel sembollerdir. Eskiler bu
sırlara vakıflardı ve sanılanın aksine dilleri uydurarak ya da sadece
eşyalara benzeterek değil, evrensel sistemle uyumlu olarak
oluşturmuşlardır. Mesela sanskritçe mantralar, çakraların titreşimiyle
oldukça uyumludur. Bu yüzden bu tür mantralar direk çakralarda
titreşimler yaratır.
Aynı zamanda Om vb. gibi seslerin
şekilleri evrensel enerjilerle kişisel enerjiler arasında bir uyum
yakalamamıza olanak sağlar. “Reiki ve Şifa veren Buda” isimli kitapta
“Om” sembolü ile Reiki’nin akışı arasındaki benzerlik incelenmiş, “Om”
sembolünün nasıl bir tesiri olduğu çok güzel açıklanmıştır:
Om sembolündeki ilk yarım daire uyanık
olmayı temsil eder ve uyku anlamına gelen ikinci yarım daireyle
bağlantılıdır. Küçük bir boşluktan sonra rüya görmeyi temsil eden yarım
daire yer alır. Boşluk, tam uykuya daldığınız anı, hiçliğe adım
attığınızı hissettiğiniz ve ayağınızın silkinmesiyle korkuyla
uyandığınız anı simgeler. Ve belki de eski çocuk öykülerinde rüyalar
âlemine gitmenin, neden uzak bir yıldıza doğru uzayda yelken açmak
olarak anlatıldığını açıklar. Kendi benliğimizi keşfetmede rüyalar
önemlidir. Uyanık olduğumuz sürelerde topladığımız ve ayakta kalmak
adına sildiğimiz ya da güçlendirdiğimiz bilgileri işlemden geçirir ve
bütünleştirir. Budizm’de rüya görmenin, aydınlanmaya ulaşmanın aktif bir
yolu olduğu ve aydınlanmaya ulaşmak amacıyla uyanıkken gerçekleştirilen
çalışmayı tamamladığı söylenir. Rüyaların ışıyan ışık içinde bulunan
tam insandan kaynaklandığı söylenir. Bir Reiki uygulaması sırasında
hafif bir rüya haline girmek, enerjiyi daha etkin bütünleştirmemize
yardımcı olur ve enerjinin tam özümüze ya da tam benliğimize ulaşmasına
izin verir.
Om sembolünün tepesinde yer alan yarım
daire, her üç halin yani uyanık olma, uykuda olma ve rüya görmenin, tek
bir hale dönüştüğünü gösterir; bir Reiki uygulaması sırasında
olabileceği gibi kişi bunların tümünü aynı anda gerçekleştiriyordur. Hem
Hindular, hem de Budistler, bilincin bu haline girdiğiniz zaman,
evrenin gücüyle bağlantı kurabileceğinize inanırlar. OM sesinin, evrenin
sesini temsil ettiği söylenir. Sembolde yer alan küçük nokta, genelde
Tanrı adını verdiğimiz, evrenin açıklanamaz gücüyle kurulan bağlantı
anını temsil eder. (Maureen J. Kelly, Reiki ve Şifa veren Buda)
Sembol Bilgisi
Sembollerin işleyişi ve evrenin
düzenindeki tam yeri ile ilgili maalesef detaylı bir kitap ya da kaynak
bulabilmemiz mümkün değil. Ancak eski geleneklerden, okült bilgilerden,
enerjisel çalışmalardan elde edilen deneyimlerden ve farklı
kaynaklardaki notlardan bazı bilgilere ulaşabiliyoruz. Sembol
bilgisinin, eskinin kozmik bilimi olduğu aşikâr ama maalesef günümüzde
unutulmuş durumdadır. Şurası bir gerçek ki;
Evrende, var olan hiçbir sır-bilgi kaybolmaz sadece tekrar hatırlanana kadar unutulur.
Bu yüzden sembol bilgisinin de
hatırlanmaya başladığı bir süreçte olduğumuzu görebiliriz. Ezoterik
semboller ile ilgili kaynaklar bolca varken, evrensel semboller ve
enerjisel titreşimleri ile ilgili kaynaklara ve bilgilere ulaşmak
oldukça zor. Yine de hatırlama sürecinde evren öğrenmemiz gereken
bilgeliği bize bir şekilde öğretiyor. Bu süreçte sembol bilgisinin
doğruluğu ve derinliği kişinin tekamül seviyesine göre değişiyor.
İnanıyorum ki, yeni keşiflerle birlikte sembol bilgisi tekrar gündeme
gelecek ve evrenin enerjisini kullanmanın bu pratik yolları yeniden
hatırlanacaktır
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder