17 Ağustos 2015 Pazartesi

Gizli Türk Örgütü Börü Budu






Türk Milletinin İslamiyet’e girmeden önceki dönemlerinde, Türk varlığının devamını sağlamak için Göktürk Hakanı İlteriş Han tarafından 680 yılında kurdurulmuştur. İlk aşamada 50 kişilik bir güç olduğu bilinmektedir.
Hakanların ve şamanların ekurmuş olduğu bu örgüt faaliyetlerine çin ve komşu ülkelerde çeşitli ajanlık ve örgütlenmeler ile başlamıştı. Selçuklu ve Osmanlıda da varlığını sürdürdüğünü sandığımız bu örgütün bu gün bile var olduğuna dair söylentiler vardır. Üzerindeki renklerin ve temanın göktürklerle bire bir örtüşmesi ilginçtir. Mistik güçleri olduğu düşünülen şamanların, bu güne kadar ki sırlarını ve Türk Dünyasının gerçek tarihine sahip olduğu söylenmektedir.
Börü budun göktürk hakanı Vezir Bilge Tonyukuk tarafından, İlteriş yani Kutluk Kağanın emriyle tahmini olarak 680 de kuruldu. Karşı ordular ve milletler hakkında çeşitli ajanlar kullanarak bilgi toplamak ve sabote etmek gibi işler için kullanıldı. Toplamda 50 kişiye yakın oldukları söylenmekte. Henüz hükümdarlığını ilan etmemiş olan ve devlet kurma hazırlığında olan İlteriş kağan, Başta vezir Bilge Tonyukuk olmak üzere onyedi arkadaşı ile bir birlik oluşturmaya karar verdiğinde ortaya ilk teşkilat olarak börü budun çıktı.
Börü Budun sayesinde Türk Milleti Çin boyunduruğundan kurtulmuştur. Böylelikle ikinci Göktürk Devleti kurulmuştur. Göktürkler tüm Orta Asya daki boyları birleştirmiş ve hakimiyeti altına almıştır. Türk Milletinin Batıya akışı ve fetihlerinin temelinde Börü Budunun hizmetleri esastır.
Simgeleri : Kurt başlı Gök Sancak
BÖRÜ : Kırgız Türkçesinde KURT anlamındadır.
BUDUN : Ulus, kavim anlamındadır. BÖRÜ BUDUN, Ulus’un Kurtları veya Milletin Fedaileri-Milletin Önderleri- Ulus’a Yol Göstericiler anlamlarına gelmektedir
Seçilmiş Börülerde ki özellikler;
1- Gök Tanrı’ya teslimiyet
2- Ulus’a ve Vatan’a sevgi
3- Töreye sadakat
4- Bilgi ve ketumiyet
5- Cihangirlik
Börü Budun’un kurduğu alt yapı ve desteği ile, mütevazi bir Uç Beyliği olan Osmanlı; Beylikten Devletleşmeye, Devletten İmparatorluğa geçmiştir. Büyük Türk Hakanı Timur Han; 1395 yılında Altınordu Türk Devleti Hakanı Toktamış Hanı Terek Savaşında yenerek Devletin parçalanmasına ve Ruslar tarafından yıkılmasına zemin hazırlaması ile, 1402 yılında Osmanlı Devleti Sultanı Yıldırım Beyazıt Hanı yenerek Fetret devrini başlatması Türklerin batıya karşı hakimiyetinde zafiyetler meydana getirmiştir.
Hakanlar arasındaki bu savaşlar, Türk Devletlerine zarar veriyordu. Börü Budun, Timur Han’dan Türk Devletleriyle savaştı diye desteğini çekmiştir.
Büyük Selçuk İmparatorluğunun kurulması Börü Budun üyesi olan subaşı Dukak’a verilen emir ile oğlu zeki ve etkileyici konuşmaları ile tanınan Selçuk Bey’in budun emrine alınması sonucu gerekli Türk Kavimlerinin desteği sağlanarak baş olması sonucunda gerçekleştirilmişti. Sık sık devletler ile iç içe olmasına rağmen, devletlerden bağımsız olarak göktürk örf, adet ve geleneklerine bağlı olduğu bilinen börü budun, Büyük selçukluya kadar islamlaşmış olmasına rağmen derin göktanrı ve şaman inancının etkilerini, büyülerini, ayinlerini ve geleneklerini sürdürmüştü. Anadolu selçuklu ve büyük selçuklunun ayrılmasının kararında en büyük etkinin yine Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Selçuk Bey’in oğlu Arslan Yabgu’nun torunu olarak anadolu içlerini fetihle görevlendirilmiş, Anadoluya girişi ise börü budun tarafından istihbarat ağıyla donatılmış ve bizans ordusunda moral bozucu etkenler oluşturulmuş şekilde teslim alan Sultan Muhammed Alparslan sağlamıştır. Alâeddin Keykubad zamanında devlet işlerinde etkili olduğu söylenen Börü Budun teşkilatı bir çok dergah şeyhi, yönetici ve padişahın da üye bulunduğu gizli tarikatlar kurarak genişlemeye devam etmiştir. Alâeddin Keykubad, 1 Haziran 1237 tarihinde Kayseri’de vefat etti. Yerine İzzeddin Kılıç Arslan’ı veliaht tayin etmesine rağmen, teşkilatın isteğinin dışında büyük oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev tahta geçti. Böylece börü budun anadolu selçuklulardaki gücünü kaybetmeye başladığını anlayınca teşkilat gizlendi.
Eskişehir, Kütahya, Afyon ve Denizli, Selçuklu-İslâm kültürünün yerleştiği uc merkezleri olarak yükselip Gazi Türkmenlerin faaliyette bulunduğu en ileri uc bölgesiyle Selçuklu uc bölgesi arasında bir ara bölge haline geldiler. Uc bölgelerinde ortaya çıkan Türkmen beylikleri arasında Konya’ya hakim olan Karamanoğulları en kuvvetlisi görünüyor ve Selçukluların varisi olduğunu iddia ediyordu. Batı Anadolu’da Aydınoğulları, devrin şartlarına göre mükemmel bir donanma gücüne sahip bulunuyordu.Göçebe bir kavmin süratle denizci olması ve Adalar (Ege) Denizini alt üst eden gazalarıyla hayranlık uyandırması, şaşılacak bir gelişmeydi. Bu devir Anadolu’sunda yine mühim sayılabilecek bir güce sahip bulunan Germiyanoğulları, Karesioğuları, Menteşeoğulları, Saruhanoğulları, Hamidoğulları ve Candaroğulları beyliklerinden her biri, kendi hesabına yayılma mücadelesine girişti. Bunlar arasında Söğüt’te kurulan Osmanlı Beyliği en mütevazı bir durumda bulunuyordu.
Ertuğrul Gazi, tahminen doksan yaşında olduğu halde, 1288’de vefat ettiğinde, Osmanlı Beyliği; Karacadağ, Söğüt, Domaniç ve çevresinde 4800 kilometrekarelik mütevazı bir toprak parçasına sahipti. Ertuğrul Bey’in vefatından sonra, uçtaki Oğuz aşiretlerinin ittifakıyla, Kayı boyundan olduğu için, Osman Bey börü budun yardımıyla hepsine baş seçildi. Diğer Anadolu beyleri birbirleriyle uğraşırken Osman Bey bu teşkilatın desteği ve yol göstermesi ile, Bizans’la mücadele etti. Bu sayede, 1288’de Selçuklu sultanının gönderdiği hakimiyet alâmetlerini alan Osman Gazi, böylece kendi nüfuz bölgesini ve oradaki reayayı (halkı) Bizans’a ve komşu beylere karşı koruma mesuliyetini yüklenmiş oldu. Çevresine aldığı Samsa Çavuş, Konuralp ( gök börü ), Akçakoca ( gök börü ) , Aykut Alp, Abdurrahman Gazi gibi aşiret beyleriyle birlikte fetih hareketini başlatan Osman Gazi kısa sürede İnönü, Eskişehir, Karacahisar, Yarhisar, İnegöl ve Bilecik’i zaptetti. Bilecik’in fethi ve Osman Bey’in beylik merkezini buraya nakletmesiyle; Anadolu Selçukluları’nca Moğollara karşı girişilen başarısız Sülemiş isyanı neticesinde Sultan III. Alaaddin Keykubad’ın kaçması hemen hemen aynı tarihlere rastladı. Bu sebeple Selçuklu Devleti’nin başsız kalması neticesinde daha serbest hareket etmeye başlayan Osman Gazi, bağımsızlığını ilan etti 27 Ocak 1300 Balkanlar da, Osmanlı Devletinin hakimiyetinin sürdürebilmesi ve yeni yerlerin fethi için Börü Budun, “Akıncılar” birliğini kurdurmuştu. Akıncılardan bin kişinin komutanına “Binbaşı”, Yüz kişinin komutanına “yüzbaşı”, On kişinin komutanına “Onbaşı” denilirdi. “Akıncı Beyi” ise bunların üzerinde komuta merkezinde idi. Bu komutanlar, Börü Budun da söz sahibi “Gök Börü” tarafından soylu Müslüman Türk Ailelerinden seçilirdi. Akıncılar, 20. yüzyılda “KOMANDO” adıyla Avrupa da ihdas edilecektir. Tarihte ilk komando da Akıncı Türkleridir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder