10 Ağustos 2015 Pazartesi

40 Sayısı Kırk, Kır/Qır kökünden türemiştir. Çokluk ifade eder.



   Şaman inanışına göre ruh fizikî bedeni 40 gün sonra terk etmektedir. Türk destanlarında kırk sayısı çok yer alır ve kırk yiğitler, kırk kızlar epeyce geçer. Manas destanında olduğu gibi, Dede Korkut hikâyelerinde kırk yiğitler görülmektedir. Kırgız türeyiş efsânesinde de, Sağan Han’ın bir kızı ve otuz dokuz hizmetçisi ile kırk kız bir gölün kenarına giderek sudan gebe kalmışlardı. Oğuz’un verdiği şölende, diktirdiği sırıkların boyu kırk kulaç uzunluğunda idi. Hikâyelerde ve masallarda kırk gün ve kırk gece düğünler, kırk haremiler, kırk satır ve kırk katır çok geçer. Bazı ejderhalar vardır ki onlar yenilmez ve ölmezler, ancak bunların tılsımları bozulursa ölürler. Bu gibi ejderhaların kırk günlük bir uyku zamanı vardır. İşte bu zamanda ejderhanın yanına gidilir, üzerinden kırk tâne kıl koparılır, ateşe atılarak yakılırsa ejderha da ölür.
40 sayısı da totemcilik döneminden kalma bir inanıştır. Semâvî dinler dâhil tüm dinlerde 40 sembolizmasının görülmesi dinlerin evrim süreci konusunda fikir vermektedir. İslâmiyet'te ölümün ardından 40 gün geçtikten sonra Kur'an ve Mevlit okutma âdetlerinin, Musa'nın Tanrı'nın buyruklarını Tur dağında 40 gün 40 gecede almasının, eski Mısır’da firavunun ölümünden kırk gün sonra cennete gidebilmek için bir boğa ile mücadele etmek zorunda kalmasının, Hıristiyanlar'ın paskalyaya 40 gün oruç tutarak hazırlanmasının, Ayasofya kilisesinin zemin katında 40 sütununun ve kubbesinde de 40 penceresi olmasının kökeninde o devirlerden kalma şaman veya totem gelenekleri yatar.

Türk kültüründe 40 sayısı

Kırk, Türk, Altay, Orta Asya ve Ortadoğu mitolojilerinde ve halk kültüründe ayrıca İslam inancında Kutsal Sayıdır. Gırk, Kırh, Kırn olarak da söylenir. İslam’ın etkisiyle önemi artmıştır. Kırk eren tarafından veya kırk şaman tarafından korunan kutlu kişilere Kırklı adı verilir. Burla Hatun’un savaşçı Kırk Kız yardımcısı vardır. Yeni doğum yapmış bir kadının yanına bir iki kişi hariç kırk gün boyunca kimse girip çıkmaz. Bu durumun sağlık gerekçeleriyle bir bağlantısı olduğu açıktır. Ayrıca bu süre çocuğun kırkının çıkması anlamına da gelir ki, bu anlayışa bağlı gelenekler vardır; dua okunması, yemek verilmesi vs. gibi. Ölünün kırkının çıkması da yine benzer biçimde dualarla ve helva yapılarak gerçekleştirilir. Bu anlayışın temelinde ruhun yaşadığı evi kırk gün sonra terk ettiği inancı vardır. Kırgızistan bayrağında Güneşin etrafında kırk Kırgız boyunu simgeleyen kırk ışın vardır. Dede Korkut Hikayeleri, Manas Destanı, Kırgız Türeyiş Efsanesi’nde Kırk Kız vardır. Oğuz Han’ın verdiği şölenlerde diktirdiği sırıkların boyu kırk kulaç uzunluğundadır. Hikâye ve masallarda “kırk gün, kırk gece” düğünler yapılır. Cezalandırılanlar için “Kırk katır veya kırk satır” şeklinde bir uygulamadan bahsedilir. Ejderhalar kırk gün veya kırk yıl uyurlar. Ejderhadan kırk kıl koparılır ve ateşte yakılır, ejderha ancak o zaman ölür. İslamiyet'te ise ölümün ardından kırk gün sonra mevlit ve Kuran okunur. Musa Peygamber, Tanrı’nın buyruklarını Turdağı'nda kırk gün kırk gecede almıştır. Kırk erenlerin sonsuza kadar yaşayacağına inanılır. Göze görünmezler, Tanrı tarafından seçilmişlerdir. Bektaşilerde dört kapı kırk makam anlayışı yer alır. Kırk sayısının Çuvaşçadaki söyleyiş biçimi olan Hereh’in kurban anlamıyla bağlılığı dikkat çekicidir.
Kırklar, Türk halk inancında Kırk Evliya demektir. Hıristiyan Türklerde 40 Aziz kavramı vardır. Onlar için 40 mum yakılır. Kırklara karışan erenler veya yiğitler de bir daha görünmezler. Hastaların şifa için gittiği “Çilten Ocağı” Asyada farklı yörelerde mevcuttur. Kırk Çilten veya Kırk Eren adıyla da anılırlar. Kışın ardından baharda yeniden dirilmeye hazırlık süreci olarak kışın doğadaki üç kez ölüp dirilmeyi ifade eden ve ilki kırk gün süren üç dönemin adı Çille şeklinde geçer. Büyük Çille 40, Küçük Çille 20, Boz Çille ise Nevruz’a kadar gider. Nevruzda nihai diriliş gerçekleşir.



 “Sayı isimleri dillerin temel kelimeleri arasında yer alırlar ve bir millete ait dilin varoluşuyla sayıların oluşumu hemen hemen aynı zamana denk geldiği için sayılar, o dili konuşan milletlerin inançlarından, sosyal ve crafi çevrelerinden, etkileştikleri kültürlerden, bütün tarihî olaylarından, gelenek ve göreneklerinden izler taşırlar. Bu yüzden sayılar, dillerin millî özelliklerini yansıtan  kelimelerdendir.1    Kültür,  milletlerin  oluşumunda  önemli  bir  rol





oynayan dille beraber gelişir ve yayılır. Kültür ve dil, uzun bir zaman dilimi içinde sürekli farklı kültürlerle etkileşime girerek gelişimine devam eder. Bu gelişim sürecinde belli bir birikime sahip olan sayılar, çeşitli anlamlar yüklenerek farklı amaçlarla kullanılırlar. Kültürün önemli bir parçası olan edebiyat, mitolojik dönemlerden  günümüze  kadar  geçen  süre  içinde  gelişerek  içinden  çıktığı toplumu tanıtan bir kimliğe sahip olur. Edebiyat, toplumun maddi ve manevi bütün değerlerini yansıtan bir  aynadır ve  bu  değerleri yansıtmak için  çitli kaynaklardan yararlanır. Halk kültürü ve edebiyatı, bu kaynaklardan biridir. Her toplum, kültürel tarihi içinde çeşitli nesnelere, kelimelere ya da kavramlara değerler yükleyerek onlara simgesel özellikler kazandırır. Sayı sisteminden sıyrılan bazı sayılar matematiksel lemlerin yanı sıra yüklendikleri simgesel değerlerle kültürel birer unsur hâline gelirler.

Özel anlamlar yüklenen bu sayıların günlük yaşamdaki sık kullanımları, halk  edebiyatı  ürünlerindeki  kullanımlarını  da  doğal  olarak  etkiler.  Halk edebiyatı  ürünlerinde  formülistik  motif  olarak  değerlendirilen  çeşitli  sayılar vardır. Kırk sayısı bu sayılardan biridir. Bu sayı, deyimler, atasözleri, efsane, masal, halk hikâyesi ve şiirlerinde olduğu kadar ritüel törenler ve yer adlarında da kullanılır. Bütün bunlara ek olarak günlük yaşamda bekleme süresi olarak gösterilen  ve  çabukluk  bildirmek  amacıyla  kullanılan  kırk,  yuvarlama sayısı olarak da karşımıza çıkar.

Kırk Sayısının Yüklendiği Değerlerin Kaynakları

Halk edebiyatından tasavvufa, deyim ve atasözlerinden halk inançlarına kadar birçok alanda kullanılan kırk sayısı, bu yönüyle araştırmacıların dikkatini çekmiştir. Sayının niçin yaygın bir şekilde kullanıldığı sorusunun cevabı olarak akla ilk gelen düşünce, dinsel inanışlara bağlı olan ya da başka bir ifadeyle dinsel değerler yüklenen sayı ve simgelerin hayata yansımadır. Bu inanışlar insanların günlük yaşamda yaptığı birçok pratikle hayata geçer.

Bir işi yapmakta nazlanan ya da o i yapmak istemeyen kişiye kırk dereden su  getirdin” denir. Zamanını kendi evinden çok başkalarının evinde geçirene rk evin kedisi” benzetmesi yapılır. Bir için çok kimseyle görüşülürse “kırk kapının ipini çekmek deyimi kullanılır. Bir şeyin defalarca yapıldığını  ifade  etmek  için  yine  kırk  sayısı  imdada  yetişir.  Bir  kimsenin acınacak lde, güç koşullar altında olduğunu belirtmek için “kırk öksüzle bir mağarada kaldı” ya da eldeki paranın çok az olduğunu açıklamak için  kırk parasız”, “kırk param yok” gibi deyimler kullanılır. Birbirinden farklı birçok işle raşanlara kırk tarakta bezi olmak”, bir zaman diliminin uzunluğunu belirtmek




için  kırk  yılda  bir”,  kırk  yıl”,  kırk  saat”,  kırk  yılın  başı”  gibi  tanımlar kullanılmaktadır. Bu kullanımlara daha da fazla örnek vermek mümkündür.

Kutadgu Bilig’te kırk sayı insanın olgunluk yaşı olarak gösterilmiş ve bu yaşla ilgili uyarılarda bulunulmuştur.

Kiming kırkta geçse tiriglik yılı Kimin yaşı kırkı geçerse Esenleşti erke yigitlik tili
Gençlik insana “Allaha ısmarladık” der.2

Yaşıng kırkta keçse kün ay erse küz
Yaşın kırktan fazla ve mevsim sonbaharsa, isig neng bile sen özüng ta tüz
doğanı sıcak şeylerle zenle.3

Kişi kırk yaşap öz tadu bilmese
İnsan kırk yaşına gelir ve kendi doğanı bilmezse, tükel yılkı ol bu neçe sözlese
nutuk sahibi olmasına rağmen o tam bir havyadır.4

Divanü Lugati’t Türk’te “qırq” maddesinde kırk sayısının zamanın uzunluğunu anlatan bir  atasözünde kullanıldığını göyoruz. qırq lda  bay çıgay tüzlinür: kırk yıla kadar zengin ile yoksul bir olur çünkü ya ölüm gelecek ya da zaman değişecektir.5

Halk inanışlarında da kırk sayısının çeşitli kullanış şekilleri mevcuttur. Dumdan sonra anne ile çocuğun kırkını çıkması beklenir. “Kırk gün dolduktan sonra kırklama töreni yapılır: çocun ve anasının, yerine göre değişen ayrıntılı birtakım kurallara uyularak yıkanmalarıdır bu. Örneğin: kırk hamamında çocuk, son kurna suyuna bir altın, ya da bir anahtar kırk  defa batırıldıktan sonra yıkanır.6   Başka bir  inanışa göre  kırklı  iki  çocuk yan  yana  getirilirse kırk basması”  olur  ve  kırk  basması  olan  çocuk  çelimsiz  kalır.7   Bir  şeye  nazar değmesin diye “kırk bir kere maşallah ya da “kırk bir buçuk kere maşallah”




deyimleri kullanılır. Yine doğumdan ya da ölümden sonra “kırk mevlidi” uygulaması yapılır, beklenen kırk günün geçmesine “kırk uçurma” denir. Ölümden sonra ölünün kırkının çıkması beklenir ve sonunda kırk aşı verilir. Boratav, yas süresinin çeşitli yörelere göre değiştiğini; fakat en yaygın olanının
40 n olduğunu belirtir.8  Orta ve Doğu Anadoluda ilkbahar ve yaz başlarında meydana gelen yağışlara halk arasında kırk ikindi yağmurları” adı verilir. Bu yağışlar, tam kırk gün sürmez, öğleden sonra yağdığı için ikindi kelimesini de alarak “kırkikindi” şeklinde anılır.

Sayıların halk inanışlarındaki bir der önemli yeri ise yülerde kullanılmasıdır. Kırk sayının kullanı burada da yaygındır. “Büyücülükte sayıların rolü büyüktür. Öyle ki, büyüsel bir pratikte belli  bir sayı adedinin yerine getirilmemesi başarısızlığın nedeni olarak ileri sürülür. Hemen hemen her batıl inancın ve büyüsel pratiğin bünyesinde yer alan değişik değerde sayılar vardır: örneğin “üç kere tükürmek”, “dört yol ağzına gömmek”, “yedi evden iplik toplamak”, “kırk n yıkamak” gibi… Genellikle 3, 7, 9, 40, 41, 99 gibi sayılarda büyüsel ve mistik bir güç olduğuna inanılır.9  Halk arasında çeşitli amaçlarla  ziyaret  edilen  türbe,  ziyaret  gibi  kutsal  sayılan  yerlerin  etrafında tutulan dileğin gerçekleşmesi için kırk defa nme ya da bir şeyin kırk defa söylendiğinde gerçekleşeceğine dair inanışlar vardır. Yağmurun yağması ve fazla yağan yağmurun kesilmesi için yapılan ritüellerde kırk sayısı kullanılmaktadır. Kuru bir dereden kırk adet taş toplanır, toplanan taşlar okunarak torbaya konur. Bu torba dere veya çayda suya atılırsa yağmur yağar. Yağmur çok yağarsa, çakıl taşı torbasın sudan çıkarılması ile yağmur kesilir. Başka bir törende uzunca bir iplik alınır, her defasında bir kelin adı ylenerek bir ğüm atılır. Düğümler atılırken dua okunur. Kırk kelin adı sayıldıktan yani kırk ğüm atıldıktan sonra iplik saklanmak üzere sandığa konursa yağmur kesilir.10

Tarihî eser, yer, bölge adlarında kırklı kullanımlar oldukça yaygındır. Kırk Kızlar Kümbeti (Tokat/Niksar), Kırk Kızlar Türbesi (İznik, Aksaray, Tokat, Kayseri,  Kastamonu, Bursa)  Kırklar  Ziyareti  (Diyarbakır), Kırklar  Mezarlığı (Karaman, Bitlis/Ahlat), Kırk Kızlar Tepesi (Giresun, Aksaray), Kırkağ(Manisa), Kırklar Dı (Diyarbakır), Kırklareli, Kırk Geçit Bucağı (Van/Gürpınar), Kırk Göz Hanı (Burdur) vs. gibi örnekler verebiliriz.








Annemarie Schimmel, Sayıların Gizemi adlı kitabında hazırlama ve tamamlama başlığı altında kırk sayısını incelemiştir. Kırk sayısının büyük sayılar arasında en büyüleyicisi olduğunu şünen yazar, sayının Orta Doğu ve Türkiyede yaygın biçimde kullanıldığına dikkat çekmiştir. Bu kadar kullanılmasının ayın geçtiği 28 nokta ile 12 burcun bileşimiyle de açıklanabileceğini, Stonhenge11 ’deki 40 büyük taş sütunun 40 basamak çapında kutsal bir daire içinde düzenlenmiş olmasının bu kültürün astronomik kökenli olma ihtimalinin düşünülebileceğini belirtmiştir.12  Sayı sisteminde kendisinden sonra gelen bütün sayılardan küçük olan kırk sayısının neden çokluk belirtmek için  kullanıldığı dikkat çekicidir. Neden kırk  sayısı yerine kendisinden daha büyük değerleri ifade eden elli, altmış ya da daha yüksek değerdeki bir sayının çokluğu ifade etmek için kullanılmadığı sorusunun cevabı kırk sayının dinsel ya da mitolojik geçmişinde aranmalıdır.

Kırk  beklemenin, hazırlığın, denemenin ve  cezalandırmanın sayısıdır. Kitabı Mukaddes’te kurtuluş yolu boyunca büyük olaylar bu sayıya bağlanmıştır. O ylece beşeri olaylarda tanrının aracılığının karakteristik bir özelliği olarak karşımıza çıkar. Olaylardan sonra meydana gelecek olan bir diğer olayın işaretidir.13 Bu şekilde bir tamamlama söz konusudur.

Buradan hareketle kutsal kitaplara baktığımızda rk  sayısının birçok yerde geçtiğini görürüz. Kitabı Mukaddes’teki Eski ve Yeni Ahit’te kırk sayısının geçtiği yerleri gösterirsek:  Saul gibi Davut (2 Samuel 5:4) ve Süleyman da (1
Kings 11:42) 40 yıl  saltanat sürmüştür. İsa  öldükten sonra dirilerek 40  gün süreyle havarilerine göründü. (Acts 1:3) Tanrı İsraillileri 40 yıl çölde dolaştırdı. (Numbers 32:13) Tanrı günahkâr insanlunun 40 gün 40 gece yağmurla cezalandırılacağını yledi (Genesis 7:4). İsa iblis tarafından götürüldüğü çölde
40 gün 40 gece oruç tuttu (Mathew 4:2).

Kur’an-ı Kerim’de ise kırk sayısı dört yerde geçmektedir. Bakara Suresi’nin 51. ayetinde Hz. Musanın Sina Dağında kırk gün tutulduğu anlatılır, Maide Suresi’nin 26. ayetinde yoldan çıkmış bir kavme mukaddes yerlere girmelerinin  kırk  yıl  haram  kılındığından  bahsedilir,  Araf  Suresi’nin  142. ayetinde Hz. Musa’ya Sina dağında verilen kırk günlük süreye değinilir ve Ahkaf Suresi’nin 15.  ayetinde  ise  kişinin  kırk  yaşına  geldiğinde olgunlaşacağından




bahsedilmektedir. Müslümanlar arasında Hz. Muhammed’e 40 yaşında peygamberlik verilmesi, O’na ilk bağlananların 40 kişi olması, kişinin malının kırkta birini zekât olarak vermesinden dolayı kırk sayısı daha da önemli bir yere sahip olmuştur. Schimmel’e göre İslami gelenekte 40ın bir diğer önemi de Hz. Muhammed’in adının  başında ve  ortasında bulunan “mim”    harfinin sayısal değerinin 40 olmasıdır.14  Schimmel, Tanrı’nın Ademin çamurunu 40 gün yoğurduğuna, dünyanın sonu yaklaştığında Mehdi’nin 40 yıl yeryüzünde kalacağına, yeniden dirilişte göklerin 40 gün boyunca dumanla kaplanacağına ve dirilişin 40 yıl süreceğine inanan halkça tutulan gizemci geleneklerin de var olduğuna dikkat çekmtir.15   Emine Gürsoy Naskali ise  Ülker veya  Süreyya yıldız grubunun Mezopotamya’da kırk gün süreyle gözden kaybolduğun hatırlatarak, bu kayboluşun Babil’de kırk sayısının endişe, beklenti ve sabır ile anılmasına sebep olduğunu dile  getirmiştir. Bu yüzden kırk günlük bekleme süresinin  Mezopotamya kültüründen kültürümüze  geçmiş  olabilme  ihtimalini ileri sürmüştür.16

R.F. Allendy’e göre 40 sayısı bir dönüşün tamamlanmasıdır. Her nasılsa bu dönüş, kaldığı yerden aynı şekilde kolayca devam ederek tamamlanmaz; fakat köklü  bir  değişim  veya  eylemin  ya  da  yaşamın  yeni  bir  seviyesine  geçişte sonlanır. Ona göre Hz. Muhammed ve Buda’ya peygamberlik görevi böyle bir süreçte gelmiştir. Bu süreç büyük perhiz dönemidir.17

Kırk Sayısının Halk Edebiyatı Ürünlerinde Kullanımı

Türk Mitolojisinde kırk sayısı 3, 7, 9, 16 sayıları kadar olmasa da bazı yerlerde geçmektedir. Güney Sibirya ve Altay rk mitolojisinde Ak Hanın çocukları Demir dağa giderlerken Katay-Han’ın kırk boynuzlu boğasını öldürürler.18  Güney Sibirya’daki Minusinsk Tatarların anlattığı Kubayko adlı bir kız ile onun erkek kardeşinin başından geçen maceralarını içeren metinde kırk şeli evden bahsedilmektedir.19  Kutsal bir kişi olan Er-Sogotoh’un evi kırk şeli ve kırk pencerelidir.20  Er-töştük, şeytan Çoin-Kulakın ruhunun Al-Taiki adlı yerde, bir altın pınarın içinde yaşayan bir balığın karnında bulunan gümüş sandığın  indeki  rk  kuşun  ruhu  olduğunu  öğrenir  ve  kuşu  öldürür.21





Örneklerden de anlaşılacı gibi kırk sayısı yine bir sayı motifi olarak fazla yaygın  olmasa  da  karşımıza  çıkmaktadır.  Celal  Beydili,  Türk  halklarının mitolojik  görüşlerine  göre  sonsuza  kadar  yaşayacaklarına  inanılan  varlıklar olarak kırk erenler ya da kırkları gösterir. Ona göre kırklar veya kayıp eren ruhlarının koruyuculuk işlevi İslam öncesi çağların inançlarıyla ilgilidir ve son zamanlarda bu varlıklar Müslümanlığın görünür kalıplarını kabul etm ve İslam formlarına bürünmüştür.22  Şamanist inanca göre kişi ölünce ruh bedenini kırk gün sonra terk etmektedir. Günümüzde ölünün kırkının çıkmasını beklemek bu inanışın yansımasıdır.

Sözlü anlatım geleneğinin ve halk edebiyatının bir türü olan masallarda anlatıcı masalın muhtelif yerlerine sayı ve renk bildiren, zaman ve yerle ilgili formelleri de ekleyerek ifadeye kuvvet kazandırmaya çalışır. Saim Sakalu, Gümüşhane ve Bayburt Masalları kitabında motif incelemelerinde masallardaki formülistik sayılar üzerinde durm ve kırk sayısının geçtiği yerleri, ne ile alakalı olduklarını belirlemiştir. Zamanla ilgili olanlar (40 gün, 40 gece, 40 yıl), insanla ilgili olanlar (40 harami, 40 vezir, 40 şehzade, 40 kız, 40 cariye), para ile ilgili olanlar (40 altın, 40 lira, 40 beşlik), mekân ile ilgili olanlar ( 40 oda, 40 göze, 40 basamak) ya ile ilgili olanlar (40 cezve, 40 anahtar) şeklinde tasnif etmiştir.23
Bilge Seyidoğlunun Erzurum Halk Masalları Üzerine Araştırmalar adlı çalışmasının motif incelemeleri bölümünde kırk sayısının masallardaki yaygın kullanımı dikkat çekmektedir ve kırk sayısı formülistik sayılar arasında gösterilmiştir.24     Ahmet   Ali   Arslan   Kuzey   Doğu   Anadolu   (Kars)   Türk masallarıyla Kuzey Britanya halk edebiyatlarındaki masalları karşılaştırdığı çalışmasında   kırk   sayısının   ne   kadar   kullanıldığını   formülistik   unsurları mukayese cetvelinde göstermiştir.25  Karşılaştırmada Kars masallarında on yerde geçen kırk sayısı, İrlanda masallarında sadece üç yerde geçmektedir.

İnanç konusunu işleyen ve halk tarafından gerçekten olm diye kabul edilen olayların anlatıldığı efsane, kendine özgü bir üslubu, kalıplaşmış kurallı biçimleri olamayan düz konuşma dili ile bildirilen bir türdür.26  Masal ve hikâye türlerinden bu  özellikleriyle ayrılan efsanenin kalıplaşmış biçimleri olmasına rağmen  kırk  sayısının  kullanımı  konusunda  diğer  türlerle  ortak  bir  özelliğe




sahiptir.  rk  dünyasında  ve  Anadolu’da  anlatılan  efsaneleri  incelediğimiz zaman, binalar, evler, yer şekilleri ve tabi oluşumlarla ilgili efsanelerde kırk sayısının  yaygın  olarak  kullanıldığını  görürüz.  Erzurumda  derlenen,  Kırk değirmenler, Kırklar yü, Kırkbirler Kalesi27 , Manisa’nın Demirci ilçesine bağlı köylerde derlenen, Kırk Elif28 , Erzincan’da derlenen Kırklar, Kırklar Tepesi I, Kırklar    Tepesi    II,    Kırklar    Tepesi    III,    Kırkgöz,    Kızıldağda    rk zlar29 efsanelerini Anadolu’da derlenenlere, Türk dünyasında derlenenlere ise Kırk Kız Ata, Kırklar, Kırk Kız Taşı, Taş Olan rk Kız, Kırk Yit, Kırk Kız (Azeri), Kırk Kız (Türkmen), Kırk Kız (Özbek), Kırk Kız (Kırgız)30  efsanelerini örnek gösterebiliriz. Örneklerde de görüldüğü gibi efsanelerde kırk sayısı hem sayı motifi olarak kullanılmış hem de efsanelere bağ olarak yer adlarını isimlendirmiştir. Kırk Kızlar Türbesi (Bursa), Kırk Kızlar Kümbeti (Tokat), rk Kızlar Tepesi (Kayseri), Kırklar Dağı (Sivas) gibi.

Kırk sayısı Türk destanlarında da klıkla kullanılmıştır. Oğuz Kağan Destanı’nda Oğuz kırk nde büyür ve yürür. Verdiği ziyafette kırk masa ve rk sıra yaptırır. rk n kırk gece yenilir, içilir. Kendisine itaat etmeyen Urum kağanını ortadan kaldırmak için Buzdağı eteklerine kırk gün sonra varır.

Kırgızların oluşumunda kırk kızın rolü olduğuna inanılır. Sağın Han adlı Kazak hükümdarının kızı, kırk cariyesiyle ırmağın kıyısında parmaklarını suya daldırarak gebe kalırlar. Hükümdar bunları mağaraya sürer. Orada çalarak Kırgız budununu oluştururlar.31

Türk destanlarında çok yaygın olarak görülen rk yit ve rk kız motifi Manas  Destanı’nda, Oğuz  Destanı’nın parçalanarak hikâyeler biçimini  aldığı Dede  Korkut  Hikâyeleri’nde, Çingizname’de, Köroğlu ve  Saltuk  Buğra  Han Destanlarında görmekteyiz. Destanlarda kırk yiğit ve kırk kız motifinden başka kırk  sayısının  farklı  kullanımları  da  dikkat  çekmektedir.  Dede  Korkut’ta Bın yarası kırk günde iyileşir, şenlikler rk n kırk gece yapılır, kırk yerde otağ kurulur, Emrene kırk erce kuvvet verilir, Deli Dumrul köprüden geçmeyenlerden kırk akça alır.

Altay-Türk Destanı Maaday Kara’da da kırk sayısı çokluk bildiren anlamıyla kullanılmıştır. Destanda yer alan Hayat Ağacı kırk ayı budağı altında,





kırk koyun sürü barınabilir şeklinde tasvir edilerek ağacın büyükğü vurgulanmaya çalışılmıştır. Maaday Kara’nın olağanüstü büyüklüğü tasvir edilirken de onun iki kaşının arasında kırk koçun durabileceğinden bahsedilir.32

Halk edebiyatının bir diğer türü olan hikâyede de kırk sayısının formülistik bir sayı olarak kullanıldığını görürüz. Ali Berat Alptekin, Halk Hikâyelerinin Motif Yapısı adlı eserinde 70 hikâyeyi incelemiştir. Alptekin, eserinde hikâyelerin motiflerini incelerken çeşitli motif grupları başlığında içinde
40ın da bulunduğu formülistik sayıları ele almıştır.33  Yapılan bu incelemede ele alınan  70  hiyede kırk  sayısının sıklıkla kullanıldığı tespit edilmiştir. Saim
Sakalu’nun  Gümüşhane  ve   Bayburt   Masalları  adlı   incelemesinde  rk
sayısının hangi konularla alakalı olduğunu göstermek için izlediği yolu Alptekin de bu eserinde uygulamış, hikâyelerdeki kırk sayısının alakalı olduğu konuları maddeler hâlinde göstermiştir. Alptekin, başka bir çalışması olan Kirmanşah Hikâyesi’nde ise hikâyenin formel yapını incelerken kırk sayısının kullanıldığı yerleri eserin “sayılar” kısmında göstermiştir.34  Üvey annesinin iftirası üzerine haksız yere şah babası tarafından idam cezasına çarptırılan ve kırk gün boyunca her gün bir vezir tarafından savunulan şehzadenin hikâyesinin anlatıldığı Kırk Vezir hikâyeleri de bu konuda verilebilecek önemli örneklerden biridir. Kırk sayısı bu hikâyede kişi sayısı ve zamanla alakalı olarak kullanılmış ve hikâyeye ismini vermiştir.

Kırk sayısı,  âşıklar tarafından çeşitli amaçlarla kullanılmıştır. Özellikle yüklendiği   kültürel   ve   manevi   değerler,   sayının   Âşık   Edebiyatı’ndaki kullanımına da yön vermtir. Alevi-Bektaşi âşıklar Kırklar, Kırklar Meclisi, Kırk Budak vb. gibi Alevi-Bektaşi kültürüyle alakalı kavramları şiirlerinde sıklıkla kullanmışlardır.  Türk kültüründe sayıların çok önemli bir yere sahip olduğunu yleyen Mehmet Yarmcı, inançların yaşam biçimini doğrudan etkilediğini ve bu etkinin edebiyatta, sanatta, müzikte, halk oyunlarında kendini gösterdiğini belirtir. Yardımcı,  “Geleneksel Kültürümüzde Âşıkların Dilinde Sayılar” başlıklı makalesinde âşıkların klıkla kullandıkları sayıları ele almıştır ve bu sayılardan biri de kırk sayısıdır. Yardımcı, bu çalışmasında Geda Muslu, Sersem Ali, Kul Hüseyin, Pir Sultan Abdal, Hatayi, Seyrani gibi âşıklardan örnekler vermiştir.35




Kırk sayısı, bekleme süresi, çokluk ve tamamlama ifade eden görevlerde kullanıldığı için tasavvufta da önemli bir yere sahiptir. Köprülü, hadislerdeki açıklamalara dayanarak Abdalların adedi hakkında çeşitli yorumlar yapmış ve bu husustaki en eski ananelerin Abdalın sayısını kırk olarak gösterdiğini belirtmiştir. Bunların 22’sinin Şam’da 18’inin Irakta ya da 22sinin erkek 18’inin kadın olduğuna dair bazı rivayetlerin olduğuna değinmtir.36  Alevilik ve Bektaşilik geleneğinde dört kapı ve kırk makamla kulun Tanrısına yaklaşacı inancı vardır. İnanışa göre bu kırk makamdan birisi dahi eksik olursa ibadet tam olmaz.37 Hacı Bektaşi Veli, şeyhinin dergâhında üç yıl hizmet ettikten sonra, şeyhinden emanetleri ve icazeti alır. Şeyhi ona kırk yıl m verir ve onu Anadoluya yollar.38  Yunus Emre, Taptuk Emre’ye 40 yıl hizmet etmiştir.39  Abdal Musa, Kaygusuz Abdalı kırk neferle Mısır’a ve Hacc’a ndermiştir.40   Kırk sayısın “erbain”, “çile” gibi tasavvufi terimlerle de değeri artmış ve bu anlamlarıyla şiirlerde klıkla kullanılmıştır. Özellikle dünyayı idare eden ve kırklar olarak bilinen halk erenleri tasavvufta bir hayli anılmaktadır. Alevi Bektaşi inanışına göre, Hz. Ali kırklar meclisinin başındadır ve kırklar meclisi, kırklar şerbeti kırklar meydanı gibi deyimler hep bu kaynağa aittir.41   Bilindiği üzere kırkın karşılığı Arapçada “erbain”, Farsçada “çihil”dir. Kırk sayısının Arapça ve Farsçadaki karşılığı olan bu kelimler bekleme süresini işaret eden anlamlar yüklenmişledir. Bunlar derviş adayının nefis terbiyesi ve ibadet için bir odada geçirdiği zamanın n sayısı şeklindeki ifadesidir. Yine Alevi-Bektaşi inancına göre, Tanrı’nın ruhları yarattığında yaratılan her devir ve zamanda yeryüzünde bulunduklarına inanılan kırk erm kişiye kırklar denir ve bunlar Hz. Ali’yle beraber kırklar ceminde toplanan kırk ulu kişidir.42   Ayet ve hadislerden seçmeler hep kırk üzerinedir ki bunun sebebi de Peygamber’in Her kim benim hadislerimden kırk tanesini belleyip başkalarına da öğretirse, kıyamet gününde Allah onu bilginler ve fakihler arasında diriltsin” mealindeki hadisidir.43 Ayrıca tasavvufta kırk budak reni için kırk kollu şamdan kullanılır. 27 Kasımdan 5

Ocak’a kadar süren kırk gün, birtakım kötü ruhların çaldığı dönemdir. İmam
Hüseyinin Kerbelada şehit edildiği gün Muharremin onuncu günüdür, rk gün
sonra safer ayının yirmisi,   şehit edilişinin kırkın günüdür ve buna Erbain-i
Aşura denilir. Halvetiler’in kırk gün Erbain orucu tutukları da bilinmektedir.44
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder